Emzirmek ya da emzir(e)memek. İşte bütün mesele bu

15 Kasım bizim evlilik yıldönümümüzdü. Yemeğe çıktık, güzel bir akşam geçirdik, yavrumuzu sevdik falan… Ama asıl önemli nokta bu fotoğrafta. Bu, Ela’yla ikimizin, hatta üçümüzün zaferi oldu.

Bu fotoğrafta, ailece dışarıdayız ve meme ucu çıkarıcılara, silikon meme uçlarına, bebeği ağlama krizlerinden ayıltmalara gerek duymadan, öylece, hop diye emziriyorum Ela’yı.

E ne var bunda?

Şu var: Ela doğduktan sonra saatlerce emmedi, ağlayarak meme aramadı. Ya etrafına bakındı ya da uyudu. İki kez kan şekeri ölçüldü o gece. Şekeri yerinde, “tok doğmuş”. Fakat hastanenin içine sinmiyor. Mama verelim diyorlar. Emzirme uzmanı hemşire de ertesi gün işbaşı  yapacakmış. Eldeki hemşirelerle girişiyoruz mama işine.

 

Yanımızda Medela’nın kendi alanında tek olan biberonu Calma var. Anne memesi gibi sadece emdikçe, bebek vakumladıkça süt gelenden… Neyse gece sabaha kadar birkaç kez mama veriyoruz. Göğüs uçlarım düz, hatta biri iyice içe dönük. Kara kara düşünüyorum ben bu bebeği nası beslerim diye…

Sabah emzirme hemşiresi geliyor. Ve her mamadan önce, silikon meme ucu takıp bebeği emzirmemi, sonra mama vermemi öğütlüyor. Deniyoruz, işe yarıyor. Meme boş da olsa Ela emiyor. Biz de bir kutu mama alıp eve geçiyoruz.

3. gün sütüm geliyor. Hastaneden geldiğimiz günün üstüne 18 gün boyunca Ela gün geçtikçe silikon uca pas vermeyi bırakıyor, sağdığım sütleri biberondan içiyor. Üstüne mama da yiyor.

Sağlığı, keyfi yerinde ama benim içim içimi yiyor. Sağıp vermekten yorgunuz, sürekli bir sürü şeyi yıkayıp sterilize etmekten başımız dönmüş, süt var, meme var ama mama veriyoruz, rahatsızız… Etrafın baskı yaptığını bilmeden baskı yapışlarından bahsetmiyorum bile…

Böyle böyle günler geçip biz gittikçe daha gergin ve yorgun insanlara dönüşmüşken, anne olan arkadaşlarıma yakınırken ebe Arzu Çulha‘nın numarası geldi whatsapptan. Arkadaşım mesaj atmış, “Arzu’yu ara”.

Aradım, telefonda tavsiyeler verdi ama benim ruh halim uygulamaya müsait değildi sanırım. Birkaç gün daha süründükten sonra Arzu hemşireyi eve çağırdım. Eşim de izin aldı. Beraber bir Cuma günü, çöktük benim memelere.

4-5 saat uğraş ve eğitimin ardından, Ela’yı nasıl emen bir bebe yapacağımızı öğrenmiştik. Ve sadece 3 zor günün ardından, işte bu fotoğraftaki halimize ulaştık. Burada mutluyuz, gururluyuz. Beraber doğurduk, beraber çöktük tepesine, emmeyi öğrettik… umarım beraberce büyüteceğimiz, nice güzel yıllarımız olur…
Edit: Bu yazıyı Instagram’da paylaştığımda gelen bir yorum üzerine ekleme yapmam gerekmişti. Yorum bölümüne yazdığım için kopyalayıp alamıyorum yazıyı. Buyurun görseli:

Ebe Arzu Çulha’ya ulaşmak isterseniz buraya tıklayarak Instagram hesabından iletişime geçebilirsiniz. Bence arkadaşlarımıza çeyrek altın alıp takmak yerine doğum yaptıkları anda yanlarında Arzu Hemşireyi görmelerini sağlamak verebileceğimiz en güzel hediye. ❤️

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s