Merhaba Hamburg!

Bu yazıyı yazmak için çok bekledim. Önce Çağdaş’ın kontratı imzalamasını, sonra ev bulmayı, sonra taşınmayı ve son olarak da Ela’nın uyumasını bekledim. Bugün, Hamburg’a geleli 1 ayı geçti bile. (Hoş ben yine ayın yarısında İstanbul’daydım ama olsun.)


Neden göçtük?

Son yıllarda memleketten akın akın göç var yurt dışına. Bizim hikayemiz de bunlar arasında yerini aldı. Ben de meraklısına, bebeli, köpekli, baya alengirli bu işlere neden, nasıl kalkıştığımızı yazayım.

Gezi’den sonra içimizi kaplayan umut sönükleşip ülkedeki şiddet artık arttığında, ‘Acaba gitsek mi?’ demeye başlamıştım. Kimisi katılır, kimisi katılmaz, kimisi kaçtın der kimisi de oh iyi oldu hayatınız kurtuldu der. Ben, nefes almak diyorum buna. Son 2 yıldır tek istediğim Türkiye dışında bir ülkede biraz yaşayıp ‘nefes almaktı’. ”Gittim mi dönmem! Kaçayım kurtulayım, ülke yansın bana ne!” demek gelmedi hiç içimden. Ama biraz duyarlı bir vatandaşın kalmaktan tad alamayacağı hale gelince, üstüne bir de İstanbul’da yaşam yükü eklenince, ben de bu yola kafa yormaya başladım. Ela’ya hamile kalmamla beraber bu istek daha da arttı. Parklar, bahçeler, özgürlük daha da kıymete bindi gözümde. Bu bebe de o nefesi alsın istedim. Sağ olsun eşim de bu noktada devreye girdi. O da yıllardır istediği motivasyonu Ela’da buldu sanırım.

Size, sadece ‘eşimin işi için gittik’ deyip geçebilirdim. Sonra da havalı havalı buradaki günlerimi anlatırdım tipik bir Instagramcı gibi. Ama pek dürüst gelmedi bana bu fikir. O yüzden bu uzun ama gerçek girişi yapmak istedim.

Şimdi, gelelim hikayenin nasılına. 

Bu yola niyet ettikten sonra, Çağdaş’ın iş imkanı ile gitmek daha mantıklı olandı. Ben bebekle bir süre hayattan kopacaktım. İş başvurularına başladı Çağdaş, sonra bir gün, güzel de bir tesadüfle Hamburg yolu göründü bize. Çalıştığı şirketle aynı grup içerisinde yeni bir işe geçecekti. Böyle olunca, nispeten daha kolay bir geçiş yaşayarak geldi Hamburg’daki işine. En azından yıllardır gidip geldiği bir ortama, tanıdık insanlara girecekti. Bu gelişmeler Ela sanırım 2 aylık bile değilken başladı. Bugün, 7,5 aylık bebemizle buradayız. (Lohusalığım taşınmaya gitti ona yanıyorum.) 

Ben zihnen o kadar hazırdım ki, ‘ah bebekle nasıl giderimmm’ demedim hiç. Tek istediğim(iz) Ela çok büyümeden, ailemize alışıp da insanları özlemeye başlamadan gitmekti. Öbür türlüsü daha zor olacak diye düşündük.

Evdeki hesap çarşıya uymadı önce. Deliler gibi ev arasak da, taşınmamız gereken zaman yetişecek bir ev bulmak çok zordu. O ayrı bir yazının konusu olacak zaten.

Evi halletik, bu sefer Çağdaş’ın Erasmus yapmış olmasının acısı çıktı. (Erasmus’ta Almanya’da ikamet etmiş olduğu için bize sıfırdan çıkması 3 gün süren ikamet, tee 3 haftada çıktı.)

Böylece, planlanandan tam 1 ay gecikmeyle, 1 Mayıs günü, son kez olduğunu umarak Hamburg’da bir otele yerleştik ve eşyalarımızın gelmesini bekledik. (Çağdaş’ın yeni iş yeri, taşınma masraflarını karşıladığı için taşıdık evi. Aynı parayı verin ev döşeyelim dedik, yok sadece taşınana var bu bütçe dediler. Biz de Alman düşünce sistemine merhaba dedik. Evi topladık, geldik.)

Ev geldi, eşyalar yerleşti, günler geçti. Gittim bu kez köpeğimiz Diren’i getirmeye İstanbul’a. O da apayrı bir yazının konusu: Köpek ile Almanya’ya nasıl gidilir? (Buraya zamanla yazı gelecek.)

Şimdi, Ela’yla yüzmeye gidiyoruz. Evimizin dibinde kocaman bir park. Öyle çiçekli, desenli değil, tarifsiz, yaban, orman gibi park. Diren’in dizleri ağrıyor ama en azından yeşillere kavuştu. Üst kat komşumun bebeği var, Ela’dan 2 ay büyük. Onunla da kaynaşıyoruz yavaş yavaş. Sırada aile hekimi bulmak, bisiklet almak, haftasonları ekmeksiz kalmamak için önceden evi stoklu tutmak, Hava hiç tam olarak kararmadığı için Ela’ya alacakaranlıkta uyuklamayı öğretmek gibi yeni çabalarımız var. Hayat, aileden uzakta ama ferah bir yerde güzel geçiyor şimdilik.

Umarım geldiğimize değer, kaldığımız sürece keyifle yaşarız. Dönmek istediğimiz zaman dönebileceğimiz bir yuvamız olduğunu bilmek güzel. Herkes iyi olsun, nerede olduğumuzun çok bir önemi yok.

Lafı burada bağlayayım.

Ara ara buradan haberler verir, Ay Ay Annelik serisi gibi, Ay Ay Hamburg yaparım belki.

Sevgiler efendim ❤

 

 

Reklamlar

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. nuket Gençoğlu dedi ki:

    Merhaba Zennube hn yazınızı okudum ve ayni düşüncelere sahibiz bende 1 ay olacak Hamburg tayim ve İstanbul dan ayni nedenlerle geldim henüz bir cevrem yok tanidik yok sizinle tanismayi ve görüşmeyi isterim cvp yazarsaniz bir şekilde iltibata geçerim.

    Beğen

    1. Merhaba, biz genelde her Çarşamba merkez kütüphanede kitap etkinliğine gidiyoruz bebekler için. Eğer bebeğiniz varsa orada buluşmak için haberleşelim. Yoksa da kendimiz görüşelim?

      Beğen

  2. Elif dedi ki:

    Yeni yaşamınıza hoşgeldiniz. Bizde 7 sene önce biraz değişiklik için ve o zamnlar sevgilim olan şimdiki eşimin😬 İşi nedeniyle Hollandaya geldik. Şimdi 8 aylık hamileyim. Önceleri deli gibi geri dönmek isterken şimdi vatandaşlık başvurusu yaparken buluyoruz kendimizi. Hala kesin bir karar değil tabii nerede huzurluysak orada olmaya çalışacağız sadece. Size de huzulu bir hayat diliyorum. Alışma aşaması tam macera alışınca da keyfi güzel olacak….,

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s