Corona Günlükleri – 1 – Hamburg

Merhaba sevgili internet, merhaba sevgili kızım, merhaba okuyucu.

Bu yazıyı bugün okunsun diye değil yarına not olsun diye yazıyorum. İleride Ela okur, biz okuruz…

Bütün vakaları takip ettiğimiz şu siteden bakıp bakıp ‘ay tüm dünyada 2000 oldu, 3000’e ulaştı’ derken, bugün Almanya 15.000 vakayı geçti. Şimdilik hiçbir şey bilmiyoruz. Enstitüler, kurumlar, virologlar, devlet başkanları akşam sabah demeden açıklamalar yapıyorlar. Ekonomi paketleri, coronadan kaynaklı işsizilikle mücadele planları, yaşlıları evde tutmak için – çünkü en hassas olanlar onlar- yapılan kampanyalar ve aynı anda konuşulan ‘flattening the curve’ yani eğriyi düzleştirmek çabamız. Çabamız hastalıktan kaçmak değil, – benimki kaçmak sanırım ama neyse=)- sağlık sistemine topluca yük olacak şekilde değil sırayla hasta olmak.

Umarım aşıların ve ilaçların bulunduğu ya da bahsedildiği gibi virüsün bizi öldürmek yerine bizimle yaşayabilir hale geldiği günleri görürüz hep beraber.

Şimdilik, evdeki erzak ve stoğa bakıp ‘her şeyi aldık bi parasetamolümüz eksik’ diye hayıflanmalı günlerdeyiz.

Buradan sonra Ela’ya seslenmek istiyorum.

Canım kızım. Google derya deniz, baksan eminim bugünleri anlatan çokça haber, çalışma, rapor bulursun. Ben sana, sen yan odamda minik nefesinle uyurken, tam da şu anda aklımdan geçenleri yazmak istiyorum.

Endişeliyim annecim. Seni çok seviyorum. Serpilip büyüdüğünü görmek, beraber tatillere gitmek, sevdiklerimizle sofralarda buluşmak istiyorum. Ve fakat bugünler çok da umut vadedemiyor. Kimileri belki dertten belki neşeden, pek umursamaz gibi dursa da. Ben, kaygıdan kendimi yiyip bitirmemeye de çalışarak, hatta bazen de fazla rahatlayıp ‘kısmet bu işler’ diyebilerek ama çokça özlemle geçiriyorum günleri. Özlemim geleceğe. Ayaklarının büyüdüğü, o bembeyaz tenine düşen saçlarının yetişkin bir genç kız topuzuna dönüştüğü günlere duyduğum sıcacık bir özlem var içimde. Beni virüs değil seni sevmek delirtti kızım =)

Hamburg’da ilk vaka çıkana kadar inanılmaz gergindim. Çevrem de öyleydi. Hepimiz göçmeniz. Aile yok, destek yok, bize bir şey olsa sizlere bakacak insan yok… İnan bana, bir anne baba olarak yaşaması en zorlayıcı duygulardan biri, bana bir şey olursa bu çocuk buralarda ne olur? sorusunu kafada taşımakmış. Kendimi ‘hayata güven, akıp gidecek, akışa güven’ derken bulsam da, gözümün önüne yavrusundan ayrılan mülteciler, anne babasından ayrı kalan Meksika sınırındaki çocuklar geliyor… Bu virüs beni böyle yaptı. Kusuruma bakma.

Kafamda fantaziler. Kafamda, ‘video çek bol bol, kızın seni tanıyamazsa onları izlesin’ler… Acaba bilmediğim bir otoimmün rahatsızlığım var da risk grubunda mıyım soruları… Seni kaybetmekten korkmuyor muyum peki? DELİ MİSİN? Hem de nasıl! Sadece tek güvencem, bildiğimiz kadarıyla bu belanın çocuklara çok zarar veremediği… Buna tutunuyoruz hepimiz. Baban da hepimizin başında, dimdik duracak diye umuyor, kötü korkularıma sokmuyorum bile adını.

İçeride bir metrelik boyunla dev bir varlık olarak uyuyorsun. Sen gülünce ve güneş doğuyor, sen kızgınsan, öfkenden duvarlar eriyor. Şimdi Birkaç gündür hastasın. Biliyorum ki iyisin, ama mevsimsel ama bir sebepten gripsin. AMA içim içimi yiyor. O bugün içmemekte inat ettiğin öksürük şurubunu var ya, normalde ben vermek istemem. AMA bugün sen içmeyince öyle korktum ki. Sanki elimde yaşam iksiri, sanki sen onu içersen ciğerlerin korunacak… Çocukluk ediyorum demek bazen. Korku insanı ele geçiriyor bazen. Korku köütüdür ve bizi yorar mı yoksa korku biraz olsun iyidir ve bizi korur mu aslında? Buna da artık pek karar veremiyorum. Yine de korkunun grisini sevmiyorum. Seni rengarenk seviyorum. Seni parlak morlarla, zümrüt yeşilleriyle merak ediyorum. Hastayken papatya sarıları soluyor içimde. Bunca renkle seni yaşarken, korkuyu kenara itmeyi başarıyorum sanırım. Gerçekten, panik olmuş halde ve deliler gibi korkMUyorum. Senin sevgine ve hayatın devam edesi olan o kendinden yanmalı, devinimli haline güveniyorum.

Bizler ki yıllar süren neslin doğal seleksiyonlarını aşmış gelmişiz. Umarım, son 100 yılın hepimizde açtığı yaralar, hormon bozan plastikler ve ciğer parçalayan kimyasallar dünyasından uzak kalabilmeyi başarmış bir vücut olarak buradayımdır ve sana iyi bir beden miras bırakabilmişimdir.

Birer pire torbası ve üreme makinesi oluşumuzla ancak böyle barışabiliyorum. Evet diyorum, içgüdülerimizle yaşayıp gidiyoruz ama, Ela ile benim aramda bir yerde, çok özel bir şeyler olmalı. Olmalı ki, ben tüm insan ve hayvan içgüdülerimle bu çocuğa bağlanıyorum ve hayatı boyunca yanında olmak isteyecek kadar gerçek dışı hayallere kapılabiliyorum. Ve hemen devreye giren anne endişesi uyarıyor beni. Öyle dileme, hayatı boyunca yanında olmayı dileme. Onun anlamı kötü. Ben yaşlanayım, yavrum yanımda yaş alsın de. Bu da yeni modifiye dileğim. Çünkü delirmiş tüm anneler gibi, gece yarısı gözümle yaşla ya da bir haber almanın heyecanıyla bile ‘ne dilediğine dikkat et’ diyen bir evham perisi ile yaşıyorum.

Bu yazdıklarımı okurken umarım yan yana oluruz ve suratının aldığı şekli görürüm. ‘Anne manyak mısın ne diyorsun?’ demeyeceğini umuyorum.

Hayatımda şu sıralar çok şeyler oluyor Ela. Hepsi bir belirsizlikle sarsıldı bu virüs sayesinde. Elimdeki tek sabitin aklım ve kalbim olduğunu anımsattı bana. Bu yüzden, önce kendime sonra sana ve ailemize sahip çıkmak için beynim kendini yeniden şekillendirmeye başladı sanırım. Kimyamın değiştiğini hissediyorum.

Sevgi, şükür, kaybetme korkusu, aman iyi oldu çocukla birbirimize doyarız hep kreş hep kreş ne gerek vardı… düşünceler akıp gidiyor gün boyu. Bir pandeminin içinde, doğurup da dünyay getirip başına gelecek tüm dertlerden dolayı kendimi suçlu hissettiğim yavruma bakarken, yine de iyi ki tanışmışız diyorum. Sebebin oldum annecim. Getirdim seni buralara. Şimdi önümüzde bölüm sonu canavarları…

Umarım sen bu yazıyı okuduğunda çoktan corona grip kadar basit bir hastalık olmuş, ülkeler birlikte hareket edebilmeyi öğrenmiş, belki dünyaya, toprağa, tüm canlara daha saygılı bir yaşamı benimseyebilmiş olur. Belki bu günler, o günlerin gelebilmesi içindir?

Seni seviyorum canım kızım. Söz, elimden geldiği güne kadar yanındayım ❤ .

Hamburg – 19.03.2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s