Kendimle sohbet ediyorum.

Merhaba sevgili okuyucu, Bugün annelik ya da bebek bakımı üzerine atıp tutmuyorum. Doğum günü dolayısıyla kendimle biraz sohbet ediyorum biraz. Onu peşinen söyleyeyim, az olan vaktini almayayım. 29. yılımı doldurdum, 29+1’den yazıyorum bu mektubu. Doğduğum için çok ama çok mutluyum. Oysa her zama böyle düşünmüyordum. Keşke yatsam da uyanmasam dediğim günler, neden doğmuşum diye ağladığım…

Normal insanlardan ilham alıyorum.

Normal insanlar – bence-  kimdir önce ondan bahsedeyim. Sonra neden bir kadın ve bir anne olarak ‘normal’ insanlardan ilham aldığımdan bahsedeceğim. Normal herkesin dünyasında ayrı, yoruma açık, öznel bir kavram aslında. Her ne kadar anlamı ‘norm olarak görülen, genel tarafından kabul edilen’ gibi bir şey olsa da, senin normalinle benimki tutmuyor. Benim için normal kimdir?…

Memede uykuyu (ve gece beslenmesini) neden ve nasıl bıraktık?

İşte bu haller beni hep bu kararı almaya itiyordu ama ‘bebeğime kıyamam’, ‘yazık’, ‘daha erken mi acaba?’ gibi, şimdi asılsız olduğunu anladığım bazı endişelerden bir türlü hareket edemiyordum. Bir de kafamda bir tabu vardı. Bunu başaran anneler hep çok sakin ve azimli ben tezcanlıydım. Bebekleri Ela kadar meme bağımlısı değildi, benim bebeğim daha zordu. Bu düşüncelere inandım mı, yoksa ne yapacağımı bilmemekten ertelerken bunlar bana dayanak mı oldu bilmiyorum. Her türlü yuvarlandık ve geldik 15 ayın son günlerine.

Benim ebeveynliğim de böyle

Bugünlerde gündemim dolu. Ela’nın kreşe alışması, memesiz uykuya geçiş hayli büyük bir yer kaplıyor hayatımızda. E ben ulu orta hayatımı paylaşmışken çok doğal olarak bir sürü soru geliyor. Hem kreşe hem memede uykuya dair. Çok da yerinde bence bu sorular, asla alınmadım ya da bana yorucu gelmedi. Çok kişiyle mesajlaştım, anlattım kendimi. Sonra dedim ki…

Bugün Silifke’yi öven bir Yunanlıyla tanıştım

Ucu memlekete dokunan gece hikayesi: Hamburg’da bir pasaj, pasajda bir kafe. Ela’ya yiyecek bir şeyler bakıyorum, şu kapaklı kek kutusu gibi standın içinde pizza gibi bir şey var. İçindekileri soruyorum, biraz keçi peyniri biraz da sebze varmış. 🍀Tam siparişi vericem, içime sinmiyor, kusura bakmazsanız diyorum, tazedir di mi bunlar? Hem garson, hem kasiyer hem de…

Hamburg’da 8. ay (Almanya’da yaşamak bana kendime ilgili ne öğetti?)

Hamburg’da… yazıları yazmayalı çok olmuş. Bunun en büyük sebebi araya giren uzun yaz tatili ve sonrasındaki koşturmamızdır sanırım. Geleli 8 ay dolmak üzere. Aylardan Aralık’ı bitiriyoruz. Şöyle bir bakarsak ben hala çok seviyorum Hamburg’u. Evet kış soğuk ve gri, evet güneş çok çok az gösteriyor yüzünü ama şehirde hayat güzel, arkadaşlıklar da iyice güzelleşti. Bu…

Çalışmadan nereye kadar? 

Ela’ya hamile kaldığımda proje bazlı bir işe girmiştim. Mayıs’ta bitecekti ama o günleri bile göremeden, hamileliğimin 8. haftasında bol mide bulantısı ve kusma ile kapattım iş hayatımı. Bugüne kadar bütün bebek hayalim ilk bir yılı beraber geçirmek üzerineydi. Bunu sağlayamadığım sürece de bebek sahibi olmak istemedim. Bu, kulağa ukalaca gelse de, cidden en büyük hayalimdi,…

Hamburg’da 2. ay

Dolu dolu 2 ay oldu bile. Ben oturup yazana kadar günler geçecek yine. En iyisi hemen yazayım dedim. Ela’yı uyuttum, yanına uzandım yazıyorum. Hamburg’da bu ay nasıl geçti? Ela’yla “emekleme grubu”na gitmeye başladık komşum sayesinde. Bal gibi bir komşum var, Carina. Eve ilk taşındığımızda orkidesini alıp hoş geldinize gelmişti. Kızı Lea, Ela’dan 2 ay büyük….

Anneliğimin 8. ayı

Derin bir nefes aldım bu ay. Sorun diye adlandırdığım şeyler çözüldüğünden değil, ben koyverdim. Saldım bu ay. Takip edenler bilir. Ela memede uyuyor birkaç aydır (birkaç ay olmuş bile inanamıyorum!) Yani bütün uykusunu memede uyumuyor, memede uykuya dalıyor. Sonra yerine koyuyorum.  Bir ara müjdeli bir yazı yazmıştım Ela memede uyumayı bıraktı galiba diye, o iş…

#tarihenot olsun diye: Hamburg’daki ilk evimiz

#tarihenot olsun diye, kendim için çektim bugün bu fotoğrafı. Gece gece içimden geldi iki kelam yazayım… 🍀Bak biz bu eve taşınalı neredeyse iki ay olacak. Hadi ben İstanbul’a gittim geldim. Kesin taşınalı 1 ay oldu. Ne duvara tablomuzu asabildik, ne de perdemizi. Sadece bir stor var, fotoğrafta dikkate şayan. Perdelerin korniş rayında gezen boncuk gibi…