Yazı kategorisi: AnnelikAnnelik, Bebekle birinci yıl, Genel, Sağlık

Depresyon mu bu? Yoksa kolay geçecek bir bunalım mı? 

Emzirmek değil belki tek sebebi ama şu sıralar depresyonun içine doğru çekiliyorum… Burada her konuda ahkam kesip kendi gerçeğimi sussam yalan söylemiş olurdum. Üzgünüm. Yorgunum. Depresifim. Ve ne yapacağımı kestiremiyorum… Instagram’a sığmaz diye, sitede dursun yeri belli olsun diye bu yazıyı yazdım. Eğer okuyup fikir verebilirseniz, destek olabilirseniz çok büyük bir iyilik yapmış olursunuz… Şimdilik biraz dinlenmem lazım. Başım çatlayacak galiba…

—-

Ela doğduğunda ilk 19 gün ememedi. Sütüm çoktu, Ela ememedi. Ben emzirmekten soğudum denedikçe. Sonra eşimin desteği(ısrarı?) sayesinde(yüzünden?) emzirebildim. O gün eve gelen Ebe Arzu Çulha’ya mesaj atmıştım gelmeden önce: “Eşim ısrar ediyor, ben emzirmek isteyip istemediğimden emin değilim…”

Okumaya devam et “Depresyon mu bu? Yoksa kolay geçecek bir bunalım mı? “

Reklamlar
Yazı kategorisi: AnnelikAnnelik, Bebekle birinci yıl, Genel, zennube'nin aklından geçenler

Anneliğimin 6. ayı 

Günaydınn! Şak, şak, şak! Hanimiş benim küçük farem? Gel, sarılalım!

Anneliğimin 6. ayında yanımda serpilip büyüyen bir bebe, sabahları böyle bir günaydınlaşma hali var 🙂

Günaydınlaşırken bana doğru yuvarlanıp boynuma sokulan bir bebe ❤️. Deliriyorum!
Bu ay, artık kendimi hiç yalnız hissetmiyorum. Markete de gitsem, sahile de insem devamlı sohbet edebileceğim biri var yanımda.

Okumaya devam et “Anneliğimin 6. ayı “

Yazı kategorisi: AnnelikAnnelik, Bebekle birinci yıl, Genel, zennube'nin aklından geçenler

Kara kuru düş 

Rüyamda bir aqua parkın tanıtımındayım. Büyük bir avm içinde, oracıkta gözümüzün önünde inşaa ediyorlar hemencik. Bebekleri valizleri dolaba bırakır gibi bırakıyor. Orası net değil. Elimize bir de vestiyer fişi veriyorlar, dönüşte bebeği onunla alıcaz… koşa koşa biniyorum rafting botu gibi şeye. Dev avm’nin orta yerinde havalara uçup suları sıçratıp iniyorum aletten. Oraya kadar neşeli olan rüya birden gerilmeye başlıyor.

Önce aletten inince bi görevliyle konuşuyorum, birisi telefonunu unutmuş, ben de kendi telefonumu gösteriyorum. Bak bu benim gerçekten diyorum falan. Siyah, kocaman bir samsung akıllı telefon. Orda adam telefonumu alıp incelerken oyalanıyor. İyice gerilmeye başlıyorum ama sebebi yok. Arabaya biniyorum, eve doğru gidiyorum. Bir bakıyorum ki, arka koltuk boş. Eşyalar, montlar var, Ela yok! O anda beynim zonklamaya başlıyor. Aklım çıkıyor. Bir yandan avm’yi aramak için telefonunu arıyorum google’da, bir yandan geri dönmeye çalışıyorum.

Okumaya devam et “Kara kuru düş “